
BAĞIMLILIKLAR
Tatmin Edemediğin Yerde Bağlandığın Şey, Ruhunun Eksikliğe Düşmemek İçin Kurduğu Geçici Köprüdür Alışkanlık Sanılan Aslında Boşluğa Kurulmuş Bir Dua Gibi Bağımlılık Nedir? Bağımlılık, tıbbi olarak; kişi zarar görmesine rağmen bir maddeye ya da davranışa karşı kontrolsüz bir şekilde yönelmeye devam ediyorsa tanımlanır. En sık karşılaşılan bağımlılıklar: Sigara, alkol, madde bağımlılığı Şeker, kafein, işlenmiş gıdalar Ekran, sosyal medya, oyun bağımlılığı Alışveriş, onay alma, dikkat çekme gibi davranışsal döngüler Bu davranışlar dopamin üzerinden “ödül sistemi”ni uyarır. Ama mesele dopamin değildir. Asıl mesele, o ödülün neden sürekli istenildiğidir. Bağımlılık, yalnızca “keyif almak” için yapılan bir şey değildir. Aslında kişi şunu der: “Kendimi hissetmiyorum… ama bu maddeyle biraz olsun hissediyorum.” Bağımlılıkların Ruhsal Arka Planı – Dolu Görünen Bir Boşluk Bağımlılık bir davranış değildir. Bedenin ruhsuz kaldığı yerde tutunduğu sahte bir temastır. Bağımlılık yaşayan kişide genellikle şunlar görülür: Derin bir duygusal açlık – sevgisizlik, ilgisizlik, görülmemişlik “Kendimle baş başa kalamıyorum” duygusu İç sesin susturulması için dış uyarıcıya bağımlılık Travmalarla baş etme biçimi olarak maddeye tutunmak Boşluk duygusunun sürekli bir şeyle doldurulması ihtiyacı Sevilmek yerine unutulmak isteyen bir iç yapı Ve çok sık: “Ben buna mecburum” cümlesinin arkasında yatan terk edilme korkusu Bağımlı olunan şey; madde değil, maddeyle gelen o kısa süreli unutma hâlidir. Taşların Bağımlılık Döngüsüne Frekanssal Eşliği: Yoklukta Şefkat, Fazlalıkta Yavaşlama Bağımlılık döngüsünde beden: Aşırı uyarılmıştır (dopamin tükenir) Zihin sürekli kaçacak bir alan arar Beden gevşemez, “an”da kalamaz İçerideki duygularla yüzleşilmez Boşluk hissi artar Taşlar burada ne yapar? Zihni yavaşlatır, dopamin salınımı yerine “denge” sinyali taşır Maddeyle gelen uyarım yerine bedene aidiyet hissi getirir Bağımlılığın olduğu bölgeye (boğaz – sigara / mide – şeker vs.) frekansla dokunur Vagus sinirini uyararak, “tehdit yok, buradasın” duygusunu verir Ve en çok da: Kendine geri dönmeye cesaret ederken yanında duran sessiz bir alan olur Çünkü bağımlılıklar, kişinin kendisiyle baş başa kalamadığı yerlerde oluşur. Taş, bu baş başalığın zorlayıcı olmamasını sağlar. “Allah, hiçbir nefse taşıyamayacağı yükü yüklemez.” (Bakara Suresi, 286) Ama biliriz ki insan kendine acımasız olur. Taşlar, o yükün altına değil, yanına durur. Ve der ki; “Başka şeylere değil, kendine bağlı kalmayı seçebilirsin.” Çiçeklerim; Bağımlılık, çoğu zaman farkında olmadan kendine uzak düşen bir ruhun bir maddeyle ya da davranışla bağlantı kurma çabasıdır. Taş bu çabayı kırmaz. Ama şunu hatırlatır: “Seninle temasa geçmenin başka yolları da var. Kendinle yeniden karşılaşmak mümkün.” Ve sen o taşı eline aldığında hiçbir şey değişmemiş gibi olur… Ama bir şey durmuştur; KAÇIŞ.
Sıkça birlikte alınanlar
BAĞIMLILIKLAR
Tatmin Edemediğin Yerde Bağlandığın Şey, Ruhunun Eksikliğe Düşmemek İçin Kurduğu Geçici Köprüdür Alışkanlık Sanılan Aslında Boşluğa Kurulmuş Bir Dua Gibi Bağımlılık Nedir? Bağımlılık, tıbbi olarak; kişi zarar görmesine rağmen bir maddeye ya da davranışa karşı kontrolsüz bir şekilde yönelmeye devam ediyorsa tanımlanır. En sık karşılaşılan bağımlılıklar: Sigara, alkol, madde bağımlılığı Şeker, kafein, işlenmiş gıdalar Ekran, sosyal medya, oyun bağımlılığı Alışveriş, onay alma, dikkat çekme gibi davranışsal döngüler Bu davranışlar dopamin üzerinden “ödül sistemi”ni uyarır. Ama mesele dopamin değildir. Asıl mesele, o ödülün neden sürekli istenildiğidir. Bağımlılık, yalnızca “keyif almak” için yapılan bir şey değildir. Aslında kişi şunu der: “Kendimi hissetmiyorum… ama bu maddeyle biraz olsun hissediyorum.” Bağımlılıkların Ruhsal Arka Planı – Dolu Görünen Bir Boşluk Bağımlılık bir davranış değildir. Bedenin ruhsuz kaldığı yerde tutunduğu sahte bir temastır. Bağımlılık yaşayan kişide genellikle şunlar görülür: Derin bir duygusal açlık – sevgisizlik, ilgisizlik, görülmemişlik “Kendimle baş başa kalamıyorum” duygusu İç sesin susturulması için dış uyarıcıya bağımlılık Travmalarla baş etme biçimi olarak maddeye tutunmak Boşluk duygusunun sürekli bir şeyle doldurulması ihtiyacı Sevilmek yerine unutulmak isteyen bir iç yapı Ve çok sık: “Ben buna mecburum” cümlesinin arkasında yatan terk edilme korkusu Bağımlı olunan şey; madde değil, maddeyle gelen o kısa süreli unutma hâlidir. Taşların Bağımlılık Döngüsüne Frekanssal Eşliği: Yoklukta Şefkat, Fazlalıkta Yavaşlama Bağımlılık döngüsünde beden: Aşırı uyarılmıştır (dopamin tükenir) Zihin sürekli kaçacak bir alan arar Beden gevşemez, “an”da kalamaz İçerideki duygularla yüzleşilmez Boşluk hissi artar Taşlar burada ne yapar? Zihni yavaşlatır, dopamin salınımı yerine “denge” sinyali taşır Maddeyle gelen uyarım yerine bedene aidiyet hissi getirir Bağımlılığın olduğu bölgeye (boğaz – sigara / mide – şeker vs.) frekansla dokunur Vagus sinirini uyararak, “tehdit yok, buradasın” duygusunu verir Ve en çok da: Kendine geri dönmeye cesaret ederken yanında duran sessiz bir alan olur Çünkü bağımlılıklar, kişinin kendisiyle baş başa kalamadığı yerlerde oluşur. Taş, bu baş başalığın zorlayıcı olmamasını sağlar. “Allah, hiçbir nefse taşıyamayacağı yükü yüklemez.” (Bakara Suresi, 286) Ama biliriz ki insan kendine acımasız olur. Taşlar, o yükün altına değil, yanına durur. Ve der ki; “Başka şeylere değil, kendine bağlı kalmayı seçebilirsin.” Çiçeklerim; Bağımlılık, çoğu zaman farkında olmadan kendine uzak düşen bir ruhun bir maddeyle ya da davranışla bağlantı kurma çabasıdır. Taş bu çabayı kırmaz. Ama şunu hatırlatır: “Seninle temasa geçmenin başka yolları da var. Kendinle yeniden karşılaşmak mümkün.” Ve sen o taşı eline aldığında hiçbir şey değişmemiş gibi olur… Ama bir şey durmuştur; KAÇIŞ.