
ATEŞLİ HASTALIKLAR SONRASI ZAYIF DÜŞME
Geçtiği Sanılan Bir Hastalıktan Sonra Hâlâ Sessizce Toparlanmakta Olan Küçük Ruhlara Sessiz Bir Eşlik Çocuk hastalanır. Ateşi çıkar, halsiz düşer, yatar. Birkaç gün sonra ateş düşer, vücut toparlar, öksürük azalır… Ama çocuk hâlâ keyifsizdir. Oynamaz, konuşmaz. Yemeğiyle ilgilenmez. Ve yetişkinler şaşırır: “İyileşti ama hâlâ yorgun.” Neden biliyor musunuz? Enerji alanı hala iyileşmemiştir çünkü. Yorgundur yorgun. Hastalık Geçer, Ama Bedenin Hafızası Kalır Ateşli hastalıklar, çocuğun savunma sistemini harekete geçirirken; aynı zamanda bedenin enerji katmanlarını da sarsar. Bu süreçte çocuk; Enerji rezervlerini tüketmiştir Sık uyanmıştır – sinir sistemi hâlâ “tetikte”dir Güçsüzlük hissiyle özdeğeri geçici olarak sarsılmıştır “Hasta olduğumda sevgi gördüm” düşüncesiyle duygusal karmaşa yaşayabilir Ve beden iyileşse de…ruhun hâlâ yatmak, beklemek, sessiz kalmak istediği bir süreç başlar Bu dönemde çocuğa “iyileştin artık, hadi hareketlen” demek onun içten gelen ritmini zorlamaktır. Taşların Bu Geçiş Sürecindeki Rolü: Kuvvet Değil, Köklenme Taşlar bu süreçte evladınızın sinir sistemine “dinlenme izni” veren bir titreşim taşır. Kök ve kalp bölgesine dokunarak, bedende yeniden yer tutma hissi oluşturur Aura alanını onarır – çünkü hastalıkla birlikte aura genellikle zayıflar, dağılır Uyku kalitesini destekler – çünkü iyileşme uykuda derinleşir Yorgunlukla gelen “benliğin küçülme hissini” dengeleyerek çocuğun yeniden güçlenmesine zemin oluşturur Der ki; “Yorgun olabilirsin. Bunda hiçbir eksiklik yok. Ben seninle birlikte güçleneceğim.” “Allah, bir şeyi dilediğinde ona sadece ‘ol’ der; ve o hemen olur.” (Yasin Suresi, 82) Ama beden “hemen” iyileşmez. Çocukların iç zamanı,bizim dış zamanımıza benzemez. Taşlar, o iç zamana sabırla eşlik eder. Çünkü bazen, iyileşme en çok beklenilmekle başlar. Özetlersem.. Ateşi düşen çocuk iyileşmiş gibi görünür. Ama hâlâ yarı uykudadır. Yarı isteksiz. Yarı kırılgan. Taşlar, bu toparlanma sürecinde bir “hareket çağrısı” değil; bir güven alanı oluşturur. Ve çocuk, bir gün yeniden oynamaya başladığında…taş hâlâ onun yanındadır. Çünkü taş şunu bilir: “Geçti sanılan şey, bazen hâlâ içeride dinleniyordur.”
Sıkça birlikte alınanlar
ATEŞLİ HASTALIKLAR SONRASI ZAYIF DÜŞME
Geçtiği Sanılan Bir Hastalıktan Sonra Hâlâ Sessizce Toparlanmakta Olan Küçük Ruhlara Sessiz Bir Eşlik Çocuk hastalanır. Ateşi çıkar, halsiz düşer, yatar. Birkaç gün sonra ateş düşer, vücut toparlar, öksürük azalır… Ama çocuk hâlâ keyifsizdir. Oynamaz, konuşmaz. Yemeğiyle ilgilenmez. Ve yetişkinler şaşırır: “İyileşti ama hâlâ yorgun.” Neden biliyor musunuz? Enerji alanı hala iyileşmemiştir çünkü. Yorgundur yorgun. Hastalık Geçer, Ama Bedenin Hafızası Kalır Ateşli hastalıklar, çocuğun savunma sistemini harekete geçirirken; aynı zamanda bedenin enerji katmanlarını da sarsar. Bu süreçte çocuk; Enerji rezervlerini tüketmiştir Sık uyanmıştır – sinir sistemi hâlâ “tetikte”dir Güçsüzlük hissiyle özdeğeri geçici olarak sarsılmıştır “Hasta olduğumda sevgi gördüm” düşüncesiyle duygusal karmaşa yaşayabilir Ve beden iyileşse de…ruhun hâlâ yatmak, beklemek, sessiz kalmak istediği bir süreç başlar Bu dönemde çocuğa “iyileştin artık, hadi hareketlen” demek onun içten gelen ritmini zorlamaktır. Taşların Bu Geçiş Sürecindeki Rolü: Kuvvet Değil, Köklenme Taşlar bu süreçte evladınızın sinir sistemine “dinlenme izni” veren bir titreşim taşır. Kök ve kalp bölgesine dokunarak, bedende yeniden yer tutma hissi oluşturur Aura alanını onarır – çünkü hastalıkla birlikte aura genellikle zayıflar, dağılır Uyku kalitesini destekler – çünkü iyileşme uykuda derinleşir Yorgunlukla gelen “benliğin küçülme hissini” dengeleyerek çocuğun yeniden güçlenmesine zemin oluşturur Der ki; “Yorgun olabilirsin. Bunda hiçbir eksiklik yok. Ben seninle birlikte güçleneceğim.” “Allah, bir şeyi dilediğinde ona sadece ‘ol’ der; ve o hemen olur.” (Yasin Suresi, 82) Ama beden “hemen” iyileşmez. Çocukların iç zamanı,bizim dış zamanımıza benzemez. Taşlar, o iç zamana sabırla eşlik eder. Çünkü bazen, iyileşme en çok beklenilmekle başlar. Özetlersem.. Ateşi düşen çocuk iyileşmiş gibi görünür. Ama hâlâ yarı uykudadır. Yarı isteksiz. Yarı kırılgan. Taşlar, bu toparlanma sürecinde bir “hareket çağrısı” değil; bir güven alanı oluşturur. Ve çocuk, bir gün yeniden oynamaya başladığında…taş hâlâ onun yanındadır. Çünkü taş şunu bilir: “Geçti sanılan şey, bazen hâlâ içeride dinleniyordur.”