
AŞIRI EMPATİ-YÜKSEK DUYARLILIK-HASSAS ÇOCUKLAR
Size bazı çocuklardan bahsedeceğim. Onlara baktığında içini görür gibi olursun. Konuşmadan anlarlar. Odada bir gerginlik varsa hemen hisseder, sessizleşirler. Başkasının acısına katlanamaz, kolay ağlarlar. Gürültüye tahammül edemez, kalabalıkta bocalar, ani tepkiler verirler. Ve çoğu zaman çevre şöyle der: “Çok alıngan, çok hassas, çok duygusal…” Gerçek bu değildir ama. Onlar çoğu zaman bu derinliği taşıyacak bir yer bulamazlar. Duygu Taşıyıcısı Olarak Doğan Ruhlar Bu çocuklar doğuştan başkasının duygusunu kendiymiş gibi hisseder. Sözsüz alanları okur. Hayal güçleri yüksektir, ama aynı oranda kaygı potansiyelleri de o oranda yüksektir. Hayır demekte zorlanırlar Sürekli tetiktedirler Küçük bir eleştiride dağılır, küçük bir bakışta içe kapanabilirler Ve şöyle komut verir bu duygu bilinçlerine; “Ben bu dünyaya fazla geldim.” Çünkü onlar yalnızca empati yapmazlar… Enerji emerler. Ve dış dünyaya ait olan yük, ruhlarında yankı yapar. Bu yüzden bu çocuklar çoğu zaman sessizliği sever. Çünkü sessizlik, onların ilk dilidir. Taşlar Bu Çocuklarla Neden Bu Kadar Kolay Uyumlanır? Taşlar sabittir. Ve hassas çocuklar sabit olmayan her şeyden rahatsızlık duyar. Taş, onların enerji alanına zorla girmez. Sadece orada olur. Ve bu “olma hâli”, hassas çocuklar için bir sığınaktır. Taşın frekansı ise ne yapar biliyor musunuz? Sinir sistemini regüle eder Aura alanındaki delikleri onarır Aşırı empatiyle dışarıdan taşınan enerjileri temizler Kalp ve solar pleksus bölgesinde “benlik alanı” açar Çocuğun hissettiği her şeyle başa çıkabilmesi için enerji sınırı kurar “Senin hissettiklerin sana ait olmayabilir” bilgisini, frekansla verir “Allah, dilediğine inceliği verir.” Çocuğa şöyle der: “Bu duyguları senin yerine değil, seninle birlikte tutabilirim.” Yüksek duyarlılık bir zayıflık değildir sevgililerim.Hassasiyetin güce dönüşmemiş hâlidir. Bu çocuklar bir gün taş gibi sağlam olur
Sıkça birlikte alınanlar
AŞIRI EMPATİ-YÜKSEK DUYARLILIK-HASSAS ÇOCUKLAR
Size bazı çocuklardan bahsedeceğim. Onlara baktığında içini görür gibi olursun. Konuşmadan anlarlar. Odada bir gerginlik varsa hemen hisseder, sessizleşirler. Başkasının acısına katlanamaz, kolay ağlarlar. Gürültüye tahammül edemez, kalabalıkta bocalar, ani tepkiler verirler. Ve çoğu zaman çevre şöyle der: “Çok alıngan, çok hassas, çok duygusal…” Gerçek bu değildir ama. Onlar çoğu zaman bu derinliği taşıyacak bir yer bulamazlar. Duygu Taşıyıcısı Olarak Doğan Ruhlar Bu çocuklar doğuştan başkasının duygusunu kendiymiş gibi hisseder. Sözsüz alanları okur. Hayal güçleri yüksektir, ama aynı oranda kaygı potansiyelleri de o oranda yüksektir. Hayır demekte zorlanırlar Sürekli tetiktedirler Küçük bir eleştiride dağılır, küçük bir bakışta içe kapanabilirler Ve şöyle komut verir bu duygu bilinçlerine; “Ben bu dünyaya fazla geldim.” Çünkü onlar yalnızca empati yapmazlar… Enerji emerler. Ve dış dünyaya ait olan yük, ruhlarında yankı yapar. Bu yüzden bu çocuklar çoğu zaman sessizliği sever. Çünkü sessizlik, onların ilk dilidir. Taşlar Bu Çocuklarla Neden Bu Kadar Kolay Uyumlanır? Taşlar sabittir. Ve hassas çocuklar sabit olmayan her şeyden rahatsızlık duyar. Taş, onların enerji alanına zorla girmez. Sadece orada olur. Ve bu “olma hâli”, hassas çocuklar için bir sığınaktır. Taşın frekansı ise ne yapar biliyor musunuz? Sinir sistemini regüle eder Aura alanındaki delikleri onarır Aşırı empatiyle dışarıdan taşınan enerjileri temizler Kalp ve solar pleksus bölgesinde “benlik alanı” açar Çocuğun hissettiği her şeyle başa çıkabilmesi için enerji sınırı kurar “Senin hissettiklerin sana ait olmayabilir” bilgisini, frekansla verir “Allah, dilediğine inceliği verir.” Çocuğa şöyle der: “Bu duyguları senin yerine değil, seninle birlikte tutabilirim.” Yüksek duyarlılık bir zayıflık değildir sevgililerim.Hassasiyetin güce dönüşmemiş hâlidir. Bu çocuklar bir gün taş gibi sağlam olur